17 Ağustos 2012 Cuma

zorbalığı yanlış yerde aramak


Zorbalığı yanlış yerde aramak

Okul dönemi bitmeden bir okulun danışmanları ile telefonda konuşuyorum. Konu, okulda sağa sola saldırdığı söylenen 8 yaşındaki kız çocuğu. Çevre için tehlike oluşturduğunu belirtiyorlar. Saldırganlık tehlikeli sonuçlar doğurabilir, aynı kanıdayım; ancak bir çocuk için yaptığımız değerlendirmede çocuğun gelişimini henüz tamamlamamış bir varlık olduğunu akılda tutmalıyız. Henüz gelişmemiş ya da gelişimi bir bozukluk sebebiyle gecikmiş ya da yolunu şaşırmış olan bir çocukta, kendisinin değil beyninin devrede olduğunu söylemek mümkün. Çocuğun ‘kendisi’ henüz tamamlanmamış bir inşaat gibi… Her çocuğun farklı sürat ve niteliklerde gerçekleştirdiği bir yapım süreci. ‘Problem var’ denilen durumlarda, sürecin sürati ve verimliliği ciddi biçimde düşmüş, gelişimi daha da engelleyici olmuş sayılabilir.
Okuldaki duruma dönersek. Benim izlenimim, çocuğun saldırgan yapıda olmasından ziyade, tepkilerini kontrol edemezliği. Bu sebeple de zorbalık hedefi oluyor. Telefondaki danışman, ‘nasıl olur, herkese şiddet uygulayıp, kovalayan o çocuk’ diyor.
Açıklamam şu: Çevresindekilerin niyetlerini doğru okumayı beceremiyor. O anın dışına çıkarak durumu değerlendirmeyi henüz yapamıyor. Çocuğu kızdırıp peşlerinden koşturtanların istediğini yapmaktan (yanlış okuduğu verilerle aşırı hareketlenen dürtülerini de kontrol edemediği için) kendisini alamıyor.  Bu durumun tanısal adı, Asperger sendromu.
Çocuğun beyin gelişimindeki kusurların ürünü olan rahatsızlığının parçası olan özellikleri var. Bu özelliklerden, bilhassa dış etkilere açıklığı, dış dünyada olan biteni yeterince ayırt edemezliği ve tepkisini kontrol edemezliği bir araya gelince, okullardaki zorbaların oyuncağı olabiliyor.
Problem durumu ele alırken, saldırganlığı kimin başlattığına sınırlı kalmamak gerek. Daha ziyade bu çocuğun bir gelişimsel zaafından yararlanılması, ve bu zaaf sebebiyle ortada olan güç asimetrisinin sonuna kadar kullanılması. Zorbalık bu özünde: Bir güç asimetrisi (sayı, cüsse, psikolojik gelişmişlik farkları) var ve olan bitene bu asimetri yön veriyor. Yoksa, okul bahçesinde oradan oraya beyhude ve perişan biçimde koşturarak, onlarca çocuğa ‘şiddet uygulamayan’ asıl kurbanı zorba olarak tanımlayıvermek işten bile değil. Asperger sendromu ya da başka gelişimsel sorunları olan hemen her çocuk ayrımcılık ya da zorbalık ile karşılaşabiliyor; o nedenle zorbalığa maruz kalmayı çocukların bir kendi seçimi değil, beyinlerinin ve zihinlerinin bir ürünü, kendi yapmadıkları bir durum olarak görmeliyiz (yazının ilk bölümündeki durumun tam tersi olarak).
Yetişkin yaşta, özellikle dürtü kontrolünü ve sosyal durumları değerlendirme yetisini biraz olsun kazandığında, aynı durum nasıl değerlendirilmeli? Güç asimetrisi var ise, benzer bir bakış uygulayabiliriz. Ancak, kişinin yetilerinin bir çocuktan daha farklı olması, ‘beyninin mi, kendisinin mi sorumlu olduğu’ sorusuna (yine çocuktaki durumdan farklı olarak) birden çok cevap bulmamızı doğuracaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder